-->
Suzanne Enoch etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Suzanne Enoch etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Mayıs 2013 Perşembe

The Notorious Gentlemen 2:Hep Seni Bekledim

İlk kitaptan adını duyduğumuz Yarbay Phineas'ın hikayesiyle serimiz devam ediyor. Phin, 17 yaşındayken, ağabeyinin sakat kalmasına sebep olduktan sonra evini terk etmiş ve orduya katılmıştır. 10 yıl boyunca da evine geri dönmemiştir. Fakat kız kardeşi Beth bir mektup yollayıp, ağabeylerinin ölüm döşeğinde olduğunu söyleyince Phin, yıllardır kaçtığı yere, evine geri döner. Lakin hiçbir şey bıraktığı gibi kalmamıştır. Ve kız kardeşi Phin'e yalan söylemiştir. Onu gerçekte neden çağırdığını Phin'e anlatmasa da yarbay bir şeylerden şüphelenir ve kalmaya karar verir. Burada yıllar önce terk edip gittiği en yakın dostu Alyse ile yeniden karşılaşır. Ama yıllar genç kadına acımasız davranmıştır, Anne ve babasını kaybeden Alyse şimdi kötü halasına refakatçilik eden bir hizmetçiye dönmüştür. Dahası sevdiği adam tarafından küçük düşürülüp sosyetenin gözdesi olmaktan çıkmıştır. Doğunun incisi şu anda bir hizmetçidir. Ve ona yaklaşan herkese karşı temkinlidir. 
Bu temkinli hali yıllardır sevdiği Phin'i görünce değişmiştir. Phin eskiden olduğu gibi Alyse'in kalbine yerleşmiştir. İkilimiz birbirlerine yardım etmeye karar verirler. Ama Phin'in Alyse'den sakladığı bir sırrı vardır. O da gündüzleri bir asker olan kahramanımızın geceleri herkesin korktuğu hırsız Fransız olmasıdır. Alyse Fransız'ın Phin olduğunu bilmeden bu tehlikeli hırsızdan etkilenmiştir. Peki gerçekleri öğrenirse neler olacaktır?

Kişisel Yorumum:
İlk kitabın berbat çevirisine karşılık bu kitap çok akıcı bir çeviriyle çevrilmişti. Kitabı 2 günde bitirmeyi hedeflerken konusu beni o kadar sardı ki yine dayanamayıp sabahladım ve kitabı bitirdim. Bir kere Phin, Sullivan'ın tam tersi bir karakter. Aşkına sahip çıkan, aşık olduğu kadını başkasına vermeyi düşünmeyen biri. Ayrıca karakterlerimiz birbirlerini uzun zamandır tanıyan iki eski dost. Tabii bir zamanlar bu dostluktan öte şeyler de hissetmişler. Lakin bunları birbirlerine açıklayamamışlar. Daha önce yaşayamadıkları aşkı yaşamaları çok etkileyiciydi. Ayrıca bu kızın kuzenine ilk anda sinir oldum. Sonunda da Phin'in ona yumuşak davrandığını düşünüyorum. Kitabın sonlarına doğru diğer karakterlerimiz. Sullivan ve Bram devreye girince hikaye oldukça renklendi. Phin'de Sullivan gibi ailesel problemleri yüzünden başta aşkını tam yaşayamasa da, Sullivan'ın aksine Alyse ile evlenmek için neredeyse yalvarmak zorunda kaldı. Ve onu yeniden terk etmeyi asla düşünmedi. Yine de kitapta bir şey eksik geldi bana. Mesela kardeşlerini düşündüğü kadar Alyse ve ilişkisini düşünmedi. Kendisini tehlikeye attı. Kitapta sevmediğim tek yan buydu. Alyse'i çok sevse de onun başını belaya sokmasını yanlış buldum. Ayrıca şunu da belirteyim bu seri de birinci kitabı  ya da üçüncüsünü okumanız şart değil. Karakterler birbirleriyle arkadaş ama hikayeler tamamen farklı. ''The Notorious Gentlemen'' yani ''Nam salmış centilmenlerin'' üçüncü kitabı da umarım ikinci kitabı gibi güzeldir.

Puanım:8





22 Mayıs 2013 Çarşamba

The Notorious Gentlemen 1: Bir Öpücükle Başladı Her Şey


Konusu bir markinin gayrımeşru oğlu olan Sullivan evinden uzaktayken annesi ölür. Annesi bir ressamdır. Annesi ölünce, babası annesinin tablolarını tanıdıklarına dağıtır. Bunun üzerine Sullivan yasal olarak tabloları alamayacağını düşünerek hırsızlık yaparak onları geri almaya karar verir. Gündüzleri at yetiştiricisi, geceleri ise soyluların evine giren bir hırsızdır. Bu evlerden biri de baş karakterimiz Isabel'in evidir. Sullivan, yakalanınca Isabel'in aklını karıştırmak için onu öper. Fakat kızımız maskesini çıkartıp yüzünü görünce Sullivan çaresizce Isabel'in isteklerine boyun eğmek zorunda kalır. Isabel, Sullivan'ın sırlarını öğrenmek ve onu hırsızlık yapmaktan uzak tutmak için yanında çalışmasını ister. Böylece Sullivan, Isabel'e at binmeyi öğretmek amacıyla emri altında çalışmaya başlar. Bu arada birbirlerine aşık olurlar. Ama sınıf farklılıklarından dolayı aralarına engeller girer. Yine de sonunda kavuşurlar. 

Kişisel Yorumum:
Öncelikle gördüğüm en kötü Türkçe çeviriydi. Dizi ve film çevirileri yaptığım için, kitaplardaki çevirilerin düzgün olmasına çok önem veriyorum. Olmayınca okuyamıyorum. Bu kitapta maalesef çeviri kurbanı oldu. Bir sürü yeri atlamak zorunda kaldım. Cümlenin başı var, sonu yok. Okumamış mı çeviren nedir? İngilizce biliyorsanız, İngilizce okuyun derim. Çeviri vasat ama kitap harika mı? Tabii ki değildi. Çok sıkıldım. Sıradan bir konu olmasını geçtim, Judith'in gözü kara, sevdiği zaman dünyayı gözü görmeyen erkek karakterlerinin yanında, bu Sullivan ezik, kendine güveni olmayan, bencil, acınası bir karakterdi. Kızı sevdiği halde ve üstelik kızla yattığı halde evlenmeyi düşünmedi. Başkasıyla evlenir diye düşündü. Kızın gözü unvan da ya da para da değildi. Yine de Sullivan bunu anlayamadı. Kızı sevdiği için uzak durduğunu söylese de asıl neden kendine güvenmemesiydi. Eğer kızı sevdiği için ondan uzak duruyorsa, onu sevdiğinden hırsızlığı bırakabilirdi. Bunu da yapmadı. Sonuna kadar korkak gibi davrandı. Babası en sonunda onu kabul edince verdiği tepki beklediğim bir tepkiydi. Ama o ana kadar gerçekleri görememesine baya sinir oldum. Muhteşem bir kadın karakterimiz vardı. Ona bu ezik adam hiç olmamış. Sizler de benim gibi güçlü ve aşkına sahip çıkan erkeklerden hoşlanıyorsanız Sullivan size hitap etmeyecek. Bu kitap bir seriymiş. İlk kitabı bu. Sonraki kitaplarda göreceğimiz karakterler bu kitapta az da olsa tanıtılmıştı. Umarım onların çevirisi de, bu kadar kötü olmaz.

Puanım:4